09 Kasım 2009 Pazartesi

Bişiler demek isterdim.

16 Ağustos 2008 Cumartesi

TAKINTI -1-

Şimdi bişi dicem. Bu mail adreslerimiz varya onlar hep olacak değilmi. Biz onları hep kullandığız zaman onlar var olmaya devam edicek ta ki bi zölünceye kadar. Bi zöldüğümüz zamanda var olucaklar. Belli bir zaman içinde kilitlenecekler. Bizi beklicek ve aktif eden biri olmayınca zaman içinde bizim gibi yok olucaklar. Ne garip değil mi? Gariplikten öte üzücü. Ne bilim ölmeden 2 hafta önce köşedeki büfeden aldığımız çakmak bizim 2 hafta sonra öleceğimizi bilembilirmiydi. Çakmağı suçlamamak lazım. Ama benim için üzücü olan öldükten sonra o çakmağı kullanacak insanların olması. Hemde bu çakmağın bir önceki sahibinin kim olduğunu bilmeden. Yaa çok üzüldüm. Üzüntümün sebebi öleceğimden değil çakmaktan. Ne bilim öledükten sonra bile birileri sizin öldüğünüzün haberinde olmayacak ve o mail adresine mail göndermeye devam edicek.




//////////////////////////////////


İşteb insan bu kadar değerli bu dünyada. Keşke öldükten sonra kullandığımız materyaller de yok olsa benden arta hiçbirşey kalmasa bu dünyada... Üzücü cidden.


/////////////////////////////////




Bu kafama takıldı bu gece buraya yazmak istedim sadece....




05 Ağustos 2008 Salı

İLİŞKİLER ÜZERİNE BİRKAÇ KÜÇÜK SAPTAMA

Olanaksızlıktan yola çıkan ilişki , ne çok gerçeklik katetse de, yeniden olanaksızlığa varır, sonunda; son olanaksızlığı da, belki ulaştığı son noktadır.
ORUÇ ARUOBA, İLE, 2006, METİS YAYINLARI)

[1]
İlişki kurmayı değil ilişkiyi yaşamayı, ilişki kurduğun insanı, ilişki kurduğun insanla yaþamayı, ilişki kurduğun insanla yaşadıklarını sevebilmek. Onunla daha önce yaşadığını hissetmek dejavu gibi. Bu aşk ya da sevgi herneyse.
[2]
Birlikteyken de belirli çerçevelerde özgürlüğünü yaşayabilmen, özgürlük kavramının sende çağrıştırdığı anlama bağlıdır ki sanırım bende çağrıştırdığı anlam o kadar geniş ki, bir kota koyamıyorum. İlişkilerde yüksek mertebeye çıkamamamýn sebebi bu olsa gerek.
[3]
Yazabilmek, çalabilmek, konuşabilmek, ifade edebilmek,yapmak istediğin ama yapamadığın ruh haline veya hayattan aldığın haza bağlı olan tüm eylemleri gerçekeştirip gerçekleştirememen; daha önce yaşadığın, sana hiçbirşey katmayan aksine senden bir şeyler alıp götüren, arkasından bakakaldığın ve şimdi yüz[lerini]ünü bile hatırlamadığın kişi ya da kişilere bağlı olduðunu düşünmek, sana bir yerlerde onlarla hala görülmeyen hissedilmeyen bir bağ olduðunu gösterir.
[4]
Acı çeken kişi muhtemelen bir sonraki adımda mutlu olacağını düşünür ya da üzülen kişinin bir sonraki adımda üzülen taraf olacağını. Çünkü insanların akıllarında çekilen her acının daha sonra mutluluk olarak, öbürünün de yaşadığı mutluluk tekrar acı olarak geri döneceıi ilkesi olduğundan, ilişki yaşamak onlar için çok zor gelmemektedir. Bu her insanın bünyesinde bir intikam dürtüsünün yaşadığının belirtisidir.
[5]
Aşık olanla olmayan arasındaki fark hiçbir zaman kıskançlığın düzeyine bağlı deðildir. Kıskançlık narsist bir duygudur Oruç Aruoba'nın dediğine göre.
[6]
Olmak ya da olmamak gibi. Ben varsam "O" da var. Ben yoksam "O" da yok.
[7]
Aşk, şehvet, kıskançlık (daha çok var) üçgeninde bilardo topları sürüklenen kişiler ne kadar çok yıprandıklarının farkında olmadan bu düzene kendilerini o kadar kaptırmıştırlar ki etraflarında olan bitenden habersiz yaşadıklarının farkında bile değillerdir.
====================================================
"Fazla karmaşıklaştırmaya gerek yok. Zaten herkes ilişkiler üzerine master yaptığı için burada bırakıyorum."
Teşekkürler...

25 Temmuz 2008 Cuma

oda-ben, ben-oda

Bir odam var burda. Küçücük, şirin ve karanlık. Sevdim. Neden böyle bir odayı sevdim ki?... Sanırım odayla ben birbirimize benziyoruz. Dış dünyaya açılan bir penceresi, yatağı, masası, sandalyesi, kitaplığı ve bir abajuru var. Bu oadada kalmaya başladığım için yukarıdaki listeye benide ekleyin.

[oda-ben, ben-oda :) ]

Odanın bu kadar sevineceğini bilmezdim. Köşede kalmış, küçük ve ezik. Kimse beğenmemiş. Kimse istememiş oysa ben geldiğim ilk gün bu odayı istedim. Tavanındaki küçük spot aydınlatmaya yetmiyor. Ama olsun diyor oda benim abajurum var. Ağaç tornasıyla işlenen küçük narin abajurda iyi ki varım dedi biraz önce.

Odayla şarkılarımı paylaşıyorum. Hiç ses çıkarmadan dinliyor beni.
Bu odayı sevdim. oda beni sevdi.

24 Temmuz 2008 Perşembe

Merhabalar...

Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya baslamak cok guzel. Bu yaz Sevilla'dayim. Ispanya'nin guneyinde kalan guzel bir sehir.Bir aydir burdayim. bir yil gibi geldi bana bu bir ay. Gunler o kadar uzunki burda.



neyse calismak zorundayim artik.
hosgeldim ben.